adam, kadını izliyordu:
kadın, mutluydu; sırılsıklam mutluydu
yağmur yağıyordu çünkü.
kadın, yağmuru severdi
adam da, bunu çok iyi bilirdi.
adam, düşünceliydi:
önce gökyüzüne baktı
ardından kadına.
adam, açtı ellerini gökyüzüne
ve avucuna dolan yağmur damlalarını seyretti.
yağmur damlalarından bir kolye yapıp
kadına uzattı
ve toprağa karıştı.
kadın, şaşırmıştı;
anlayamadı neler olduğunu
gülümseyiverdi.
yağmur, dindi
ve kadın, toprağın kokusuna aşık oldu.
adam, kadını izliyordu.
bd.
yirmiyedi.10.12
oturma odası.
27 Ekim 2012 Cumartesi
20 Ekim 2012 Cumartesi
bir ölünün not defteri. 4.
bazı ilişkilere dair:
İlişki, iki kişiyle başlamıştı. Fakat iki kişiyle son bulmayacaktı...
Sevgi yoktu; beklenti vardı.
Her iki taraf da kendilerinde eksik olan sevgiyi, diğer taraftan bekledi. Aslında ikisi de boştu. Bomboştu.
Aşk hep karşı yüklendi ve yitirildi.
İlişki, iki kişiyle başlamıştı. Fakat iki kişiyle son bulmayacaktı...
Sevgi yoktu; beklenti vardı.
Her iki taraf da kendilerinde eksik olan sevgiyi, diğer taraftan bekledi. Aslında ikisi de boştu. Bomboştu.
Aşk hep karşı yüklendi ve yitirildi.
ve bir hikâye daha sona erdi...
zihin oyunlarına dair:
Bir fotoğraf karesi çok tehlikeli bir objedir.
Zihninizde unutulmaya yüz tutmuş her şeyi, bir anda canlandırıverir.
beynim, kerhane;
düşüncelerim, pezevenk.
carpe diem'e dair:
Uyumadan önce alarmı kontrol etmekle bile, carpe diem'e ihanet ediyoruz!
bizli dalgalar:
Biz, berbat insanlarız.
Biz sevmeyiz mutlu olanları, başarılı olanları, boka bok diyemeyenleri.
Gerçeği söylemek gerekirse: Biz kimseyi sevmeyiz.
Sevgiyi kaybettik çünkü. Ya da sevgi bizden kaçtı, bilemiyoruz.
Biz?
konuşmaya dair:
Bir zamanlar konuşmak, duyguları ifade etmek için kullanılan bir yöntemdi.
Şimdilerde ise, duyguları saklamak için tercih edilir oldu.
sonbahar, aşıklar içindir!
beceremediğimiz şeyler hakkında, konuşuruz.
bkz.:
Sevmek, olağan bir şeydir.
Önemli olan; nasıl sevdiğin, nasıl daha çok sevdiğin, nasıl koşulsuzca, nasıl itaatkâr sevdiğindir.
herkes, hiç kimsedir:
Bir cümlenin öznesi "herkes" ise, kimse üzerine alınmaz o cümleyi.
ölüm ve yalnızlık
bu gece ortak çalışmakta!
bd.
20.on.20on2
zihin oyunlarına dair:
Bir fotoğraf karesi çok tehlikeli bir objedir.
Zihninizde unutulmaya yüz tutmuş her şeyi, bir anda canlandırıverir.
beynim, kerhane;
düşüncelerim, pezevenk.
carpe diem'e dair:
Uyumadan önce alarmı kontrol etmekle bile, carpe diem'e ihanet ediyoruz!
bizli dalgalar:
Biz, berbat insanlarız.
Biz sevmeyiz mutlu olanları, başarılı olanları, boka bok diyemeyenleri.
Gerçeği söylemek gerekirse: Biz kimseyi sevmeyiz.
Sevgiyi kaybettik çünkü. Ya da sevgi bizden kaçtı, bilemiyoruz.
Biz?
konuşmaya dair:
Bir zamanlar konuşmak, duyguları ifade etmek için kullanılan bir yöntemdi.
Şimdilerde ise, duyguları saklamak için tercih edilir oldu.
sonbahar, aşıklar içindir!
beceremediğimiz şeyler hakkında, konuşuruz.
bkz.:
Sevmek, olağan bir şeydir.
Önemli olan; nasıl sevdiğin, nasıl daha çok sevdiğin, nasıl koşulsuzca, nasıl itaatkâr sevdiğindir.
herkes, hiç kimsedir:
Bir cümlenin öznesi "herkes" ise, kimse üzerine alınmaz o cümleyi.
ölüm ve yalnızlık
bu gece ortak çalışmakta!
bd.
20.on.20on2
14 Ekim 2012 Pazar
kulaklarım görene kadar
İntihar ya da trafik kazası, fark etmez;
ikisi de seni dolaylı yoldan cehenneme çıkarır.
***
Diğerleri yaşıyor,
ben ise
imrenerek onları izliyorum.
Güneş;
diğerlerine umut dağıtırken
benim gözlerimi yakıyor.
Evren genişledikçe, küçülüyorum
hayallerim
sığmıyor artık bedenime!
İnsanlara bakıyorum;
gülüyorlar, mutlular.
Ya da çok güzel rol yapıyorlar!
Yıldızlar, dostlarım!
Beni hiç terk etmiyorlar.
Tek sorun,
omuzlarına yatıp ağlayamıyorum.
Kulaklarım görene kadar
seni
bekleyeceğim.
Hazin bir öykü benimkisi,
seni
bekleyeceğim.
Hazin bir öykü benimkisi,
beş para etmez:
Salı pazarından alınmış üç liralık bluz gibi.
Fakat biliniz:
Günün birinde, her şey düzelecek
ve o günün arefesinde
ben Tanrı'nın huzurunda hesap veriyor olacağım...
batuhan. durak.
i k i
binon
i k i
batuhan. durak.
i k i
binon
i k i
8 Ekim 2012 Pazartesi
Martin Niemöller
“Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist
değildim.
Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal
demokrat değildim.
Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı
değildim.
Benim için geldiklerinde, sesini çıkartacak kimse kalmamıştı”.
Martin Niemöller
7 Ekim 2012 Pazar
bir ölünün not defteri. 3.
*yine biz'e dair:
Grinin, maviye savaş açtığı zamanlarda,
Yeterince kirli ve çirkin bir dünyadayız.
Öfkeyle sevişen bulutların
Gayrimeşru çocuklarıyız!
*yalnızlığın trajikomik hâlleri:
Yalnızlığı kaldıramıyorsan,
çükünü kaldırırsın.
*uzayda bir akşam ziyafeti:
Galaksi, pür dikkat izliyor bizi.
Ben ve yıldızlar
Yıldızlar ve ben
Dans ediyoruz gökyüzünde.
*gurur'a dair:
Gurur; her şeyi öldürmemişti.
Bazı şeyleri
acı çekmemiz için bırakmıştı.
*ölüm'e dair beklentiler:
Ölüm; sizin için emeklilik, bizim için terfi.
*iki kişiyiz, üçüncümüz gökyüzü:
İki kişiyiz ve içimizden biri katil.
Unutma;
kana bulaşmış aşklar, silinmez gökyüzünden!
*merhamet'e dair:
Merhamet, tarihe karışmış eski bir uygarlık gibidir.
Ha unutuldu,
ha unutulacak..
*sevmeye dair kalın puntolu ince notlar:
Bunca yalnızı bir arada görünce
anladım ki:
Sevmek, usta işi bir sanatmış!
şiirle ve sevgi ile kalın!
06.on.2012
bd.
Grinin, maviye savaş açtığı zamanlarda,
Yeterince kirli ve çirkin bir dünyadayız.
Öfkeyle sevişen bulutların
Gayrimeşru çocuklarıyız!
*yalnızlığın trajikomik hâlleri:
Yalnızlığı kaldıramıyorsan,
çükünü kaldırırsın.
*uzayda bir akşam ziyafeti:
Galaksi, pür dikkat izliyor bizi.
Ben ve yıldızlar
Yıldızlar ve ben
Dans ediyoruz gökyüzünde.
*gurur'a dair:
Gurur; her şeyi öldürmemişti.
Bazı şeyleri
acı çekmemiz için bırakmıştı.
*ölüm'e dair beklentiler:
Ölüm; sizin için emeklilik, bizim için terfi.
*iki kişiyiz, üçüncümüz gökyüzü:
İki kişiyiz ve içimizden biri katil.
Unutma;
kana bulaşmış aşklar, silinmez gökyüzünden!
*merhamet'e dair:
Merhamet, tarihe karışmış eski bir uygarlık gibidir.
Ha unutuldu,
ha unutulacak..
*sevmeye dair kalın puntolu ince notlar:
Bunca yalnızı bir arada görünce
anladım ki:
Sevmek, usta işi bir sanatmış!
şiirle ve sevgi ile kalın!
06.on.2012
bd.
29 Eylül 2012 Cumartesi
günes kadar mavi.
Lori, bana bak. Bana bak Lori. Al şunu. Al şunu ve parçala beni. Organlarımı al ve sat onları. Parça parça yok et beni. Yok et bedenimi. Yok et, Lori:
bedenimden kurtulmam ve
sonsuzluğa ulaşmam gerek.
yardım et bana.
Lori, duygularımdan da arındır beni. Vicdanıma işkence et. Kimseler duymasın. Kes, böl, parçala, lime lime et beni. Güneş kadar soğuk vücudum. Hadi başla, Lori. Her saniye daha da boktanlaşıyor hayat. Hayat, Lori:
bedenimden kurtulmam ve
sonsuzluğa ulaşmam gerek.
yardım et bana.
Lori, duygularımdan da arındır beni. Vicdanıma işkence et. Kimseler duymasın. Kes, böl, parçala, lime lime et beni. Güneş kadar soğuk vücudum. Hadi başla, Lori. Her saniye daha da boktanlaşıyor hayat. Hayat, Lori:
kullanıp atılmış bir kondom misali.
Lori, temiz yaşamak isterdim ve temiz kalmak ve temiz ölmek. Ama geç kaldım. Kelimeler de kirlendi. Gölgemi de alıp gitmem gerek. Dinle beni, Lori:
Lori, temiz yaşamak isterdim ve temiz kalmak ve temiz ölmek. Ama geç kaldım. Kelimeler de kirlendi. Gölgemi de alıp gitmem gerek. Dinle beni, Lori:
tüm renkler aynı mavilikte.
ölümü
elveda Lori; elveda tüm Loriler.
29.09.ikibin12
Batuhan. Durak.
ölümü
ilk defa tecrübe ediyorum.
Lori, düşün ki, ben bir kitabım. Yırt sayfalarımı. Merak etme roman mı yahut şiir mi olduğumu. Sana bir faydam dokunmaz Lori. Yak beni. Isınırsın, Lori:
Lori, düşün ki, ben bir kitabım. Yırt sayfalarımı. Merak etme roman mı yahut şiir mi olduğumu. Sana bir faydam dokunmaz Lori. Yak beni. Isınırsın, Lori:
işini bitirdikten sonra
şarabına
biraz kanımdan ekle.
tadı hiç fena değil, denemiştim.
şarabına
biraz kanımdan ekle.
tadı hiç fena değil, denemiştim.
Lori, anlamıyorsun.
Yaşadıklarım ve yaşamadıklarım ve yaşayamadıklarım.
Hepsi benden uzak; uzak olduğu kadar da yakın.
Bu kadar saçma işte.
Haydi, Lori:
Yaşadıklarım ve yaşamadıklarım ve yaşayamadıklarım.
Hepsi benden uzak; uzak olduğu kadar da yakın.
Bu kadar saçma işte.
Haydi, Lori:
gözlerini kapat ve
ilk bıçak darbesinden sonrasını düşünme.
ilk bıçak darbesinden sonrasını düşünme.
Ya da.. unut her şeyi.
Yol ver bana, yol yap beni, yolun şeritlerini de kanlarımla çiz, uzun bir yol olsun, uzun Lori:
Yol ver bana, yol yap beni, yolun şeritlerini de kanlarımla çiz, uzun bir yol olsun, uzun Lori:
gitmem gerek.
Nasıl ve nerede doğacağımı seçememiştim, bırak da
nasıl ve nerede öleceğimi seçeyim be Lori. Teşekkürler Lori.
Nasıl ve nerede doğacağımı seçememiştim, bırak da
nasıl ve nerede öleceğimi seçeyim be Lori. Teşekkürler Lori.
elveda Lori; elveda tüm Loriler.
29.09.ikibin12
Batuhan. Durak.
22 Eylül 2012 Cumartesi
bir ölünün not defteri 2.
ruh'un intikamına dair:
Vücuttan izole edilen her ruh,
alacak bir gün intikamını o kirli bedenlerden.
rüzgâr'ın aşkına dair:
Rüzgâr, hafif ve tatlı esintisiyle ağaçlar ile sevişiyordu.
mavi'ye dair:
Mavi, maviliğinden hiç sıkılmaz mı?
gök gürültülü sağanak şiir:
Çıplak ve hüzünlü gökyüzünde gözleri.
Yaşıyor; sanki tek başınaymış gibi.
Yıldızlardan başka dostu kalmamış;
Tanrı'dan başka da güvenebileceği kimse...
zihniyete dair:
Sizi şöyle önden alayım yargılar.
makinist'e dair:
Makinist de çaresiz.
Bıraksalar belki rayların anasını sikecek.
bulutlara dair:
Bulutlar oynaşıyor gökyüzünde.
Ki her yağmur damlası, evlatlarıdır bulutların.
doğruluk denen yanılgıya dair:
Doğruluk diye bir şey yoktur: Çoğunluğun aynı fikirde olması vardır.
eylül'e dair:
Neyse beni siktir et de; sivrisineğin bile âhı var üzerinde be sevgili.
çiçeklere dair:
Çiçekler büyüttüm, gözyaşlarımla.
müziğe dair:
Ağlayan çocuk senfonileri dinlemek istemiyorum artık bu gezegende.
bd.
2012
Vücuttan izole edilen her ruh,
alacak bir gün intikamını o kirli bedenlerden.
rüzgâr'ın aşkına dair:
Rüzgâr, hafif ve tatlı esintisiyle ağaçlar ile sevişiyordu.
mavi'ye dair:
Mavi, maviliğinden hiç sıkılmaz mı?
gök gürültülü sağanak şiir:
Çıplak ve hüzünlü gökyüzünde gözleri.
Yaşıyor; sanki tek başınaymış gibi.
Yıldızlardan başka dostu kalmamış;
Tanrı'dan başka da güvenebileceği kimse...
zihniyete dair:
Sizi şöyle önden alayım yargılar.
makinist'e dair:
Makinist de çaresiz.
Bıraksalar belki rayların anasını sikecek.
bulutlara dair:
Bulutlar oynaşıyor gökyüzünde.
Ki her yağmur damlası, evlatlarıdır bulutların.
doğruluk denen yanılgıya dair:
Doğruluk diye bir şey yoktur: Çoğunluğun aynı fikirde olması vardır.
eylül'e dair:
Neyse beni siktir et de; sivrisineğin bile âhı var üzerinde be sevgili.
çiçeklere dair:
Çiçekler büyüttüm, gözyaşlarımla.
müziğe dair:
Ağlayan çocuk senfonileri dinlemek istemiyorum artık bu gezegende.
bd.
2012
11 Eylül 2012 Salı
bir ölünün not defteri 1.
yeni dünya düzenine dair:
Daha iyi bir dünyaya olan özlem ve hayaller, artık sona ermiştir.
Çünkü, daha iyi bir dünyadan vazgeçilmiştir.
korkuya dair:
Her gün ölecekmiş gibi yaşamak, sana sadece korku aşılar.
Doğru yöntem, her gün ölümü bir kez daha yendiğini düşünerek yaşamaktır. Bu seni cesur kılar.
pop müzik genelevi a.ş.:
Pop müzik, sanatın orospusudur.
şiir'e dair:
Şiir, asla bir şairin malı olmamıştır! Şiir, okuyucunundur.
Şiir, mavi duvarlara çizilmiş gökyüzünün ruhudur.
ironilerin oyununa dair:
İntihar etmek isteyen bir adamın, yanlışlıkla ölümsüzlük iksiri içmesi gibi.
'toplum' soyutsalına dair:
İnsanları bir arada tutan bir güç daha var, yerçekiminden başka.
O da bir çember, çizgileri olmayan bir çember, toplum adında.
mutluluğa dair:
Şans işi.
Bazen ne kadar istesen de olmuyor işte.
'biz'e dair:
Televizyon ekranlarında, adî saman yapraklarına basılmış gazete puntolarında; kendi insanımızın, kendi insanımız tarafından kandırılışını gördükçe utanıyorum.
Tanrı'ya dair:
Tanrı'nın varlığını sorgulamadan önce, kendi varlığını sorgula.
Mesela, nasıl nefes aldığından başlayabilirsin.
yalnızlığıma dair:
Her taraf tıka basa yalnızlık dolu.
Kolaysa,
gel, sen bul kendini.
size bir iyi, bir de kötü haberim var:
İyi haber, bu yazının sonuna geldik.
Kötü haber, devamı var.
Sevgiyle ve şiirle kalın!
bd.
2012.
Daha iyi bir dünyaya olan özlem ve hayaller, artık sona ermiştir.
Çünkü, daha iyi bir dünyadan vazgeçilmiştir.
korkuya dair:
Her gün ölecekmiş gibi yaşamak, sana sadece korku aşılar.
Doğru yöntem, her gün ölümü bir kez daha yendiğini düşünerek yaşamaktır. Bu seni cesur kılar.
pop müzik genelevi a.ş.:
Pop müzik, sanatın orospusudur.
şiir'e dair:
Şiir, asla bir şairin malı olmamıştır! Şiir, okuyucunundur.
Şiir, mavi duvarlara çizilmiş gökyüzünün ruhudur.
ironilerin oyununa dair:
İntihar etmek isteyen bir adamın, yanlışlıkla ölümsüzlük iksiri içmesi gibi.
'toplum' soyutsalına dair:
İnsanları bir arada tutan bir güç daha var, yerçekiminden başka.
O da bir çember, çizgileri olmayan bir çember, toplum adında.
mutluluğa dair:
Şans işi.
Bazen ne kadar istesen de olmuyor işte.
'biz'e dair:
Televizyon ekranlarında, adî saman yapraklarına basılmış gazete puntolarında; kendi insanımızın, kendi insanımız tarafından kandırılışını gördükçe utanıyorum.
Tanrı'ya dair:
Tanrı'nın varlığını sorgulamadan önce, kendi varlığını sorgula.
Mesela, nasıl nefes aldığından başlayabilirsin.
yalnızlığıma dair:
Her taraf tıka basa yalnızlık dolu.
Kolaysa,
gel, sen bul kendini.
size bir iyi, bir de kötü haberim var:
İyi haber, bu yazının sonuna geldik.
Kötü haber, devamı var.
Sevgiyle ve şiirle kalın!
bd.
2012.
3 Eylül 2012 Pazartesi
bu savaşta ateşkes yok
Hayat tarafından üzerinde her türlü oyun oynanmış, her acıyı tecrübe etmiş, ruhu kirlenmiş, yapayalnız bir adamdı. Yaşamak onun ilk işi değildi, sadece bekliyordu.
Yalnız değildi; fakat kimsesi yoktu.
Yalnız değildi; fazlaca düşmana sahipti.
Heyecan duyusunu yitirmişti, yoksunluk çekiyordu. Çaresizdi...
***
Sanki güneş tüm ışığını, doğrudan ona vuruyormuş gibi bir yük vardı üzerinde. Ateşler içindeki buz kütlesi gibi eriyordu. Çaresizdi...
***
Onun yapmakla yükümlü olduğu, sorumluluk gerektiren tek işi, uyumaktı. Dolayısıyla günde 15 saat "harıl harıl" (ya da "horul horul" artık ne derseniz) çalışıyordu.
***
Umutsuz değildi; fakat yarın'ı yoktu.
***
3 yıldır aynı yerde yaşıyordu... Koskoca 3 yıl ve aynı yer! Bu durum, onun için bir başarı sayılırdı. Belediyenin 4 yıl önce inşasına başladığı, sonra yarıda bıraktığı bu bina artık onun evi sayılırdı.
Gelecek seçimlerde belediyenin değişmemesi için dua ediyordu, çünkü bu belediye çalışmıyordu. Eğer biraz olsun işlerini iyi yapsalardı, evsiz kalırdı. Çaresizdi...
***
Her hafta farklı birahanelere giderdi. Gittiği yerlerde tanınmamalıydı. Çünkü çıktığı her birahanede bir düşman kazanıyordu. Bir göz aşinalığı bile sonu olabilirdi. Çaresizdi...
***
O gün, hiç gitmediği, 8. cadde'deki birahaneye gitti. Birasını aldıktan sonra gözleriyle kendine sessiz bir köşe buldu ve oraya oturdu. Gürültünün hayli fazla olduğu bu ortamda, yeterince sessizdi.
Birasının bitmesini bekleyen gençten biri, bizimkinin (nereden bizimki oluyor bu herif, onu da anlamış değilim) yeni bira istemek için elini kaldırmasıyla yanına sokuleverdi. Sol elindeki birayı adama uzattı.
-Merhaba ahbap! Seni buralarda ilk defa görüyorum. Birilerinden kaçıyor olmalısın.
Adam başını kaldırmadan ağır bir eda ile yanıtladı:
-Ölümden kaçıyorum. Beni bu hayata bağlayan hiçbir şey olmamasına rağmen, ölümden kaçıyorum.
Genç, fazlaca bilgin olduğunu zanneder bir tavırla:
-Sizler için ölüm, güzel bir kurtuluş kapısı değil midir?
Adam kafasını kaldırdı ve gözleriyle adamın gözlerini bombaladıktan sonra:
-Henüz değil evlat!
-Nasıl yani?
Adam sol elinin tersiyle ağzını sildikten sonra anlatmaya başladı:
-Eğer şimdi ölürsem, kaybedeceğim. Şeytana zafer çığlıkları attırıp, Tanrı'yı utandıracağım. Bunu yapamam. Unutma evlat, Tanrı evreni yaratırken en çok insanoğluna güveniyordu.
-Ama insanoğlu...
-Evet, insanoğlu her şeyi berbat etti. Kötülüğe yenik düştü. Cennete başı dik şekilde girme fırsatını, haz peşinde koşarken kaybetti.
Genç adam, şaşırmış görünüyordu:
-İsa aşkına... en son ne zaman kiliseye gittin sen?!
Adam, ifadesini bozmadan ayağa kalktı:
-Unutma, şeytan her kılıkta. Koru kendini.
Birkaç adım attıktan sonra arkasını döndü ve ufak bir tebessümle:
-Bira için sağ ol!
***
Adam birahaneden ayrıldı ve şeytanla olan savaşına devam etti.
Şeytan zırhını geçirmiş bekliyordu ve her an karşısına çıkabilirdi.
Çünkü, bu savaşta ateşkes yoktu!
bd.
2012.
Yalnız değildi; fakat kimsesi yoktu.
Yalnız değildi; fazlaca düşmana sahipti.
Heyecan duyusunu yitirmişti, yoksunluk çekiyordu. Çaresizdi...
***
Sanki güneş tüm ışığını, doğrudan ona vuruyormuş gibi bir yük vardı üzerinde. Ateşler içindeki buz kütlesi gibi eriyordu. Çaresizdi...
***
Onun yapmakla yükümlü olduğu, sorumluluk gerektiren tek işi, uyumaktı. Dolayısıyla günde 15 saat "harıl harıl" (ya da "horul horul" artık ne derseniz) çalışıyordu.
***
Umutsuz değildi; fakat yarın'ı yoktu.
***
3 yıldır aynı yerde yaşıyordu... Koskoca 3 yıl ve aynı yer! Bu durum, onun için bir başarı sayılırdı. Belediyenin 4 yıl önce inşasına başladığı, sonra yarıda bıraktığı bu bina artık onun evi sayılırdı.
Gelecek seçimlerde belediyenin değişmemesi için dua ediyordu, çünkü bu belediye çalışmıyordu. Eğer biraz olsun işlerini iyi yapsalardı, evsiz kalırdı. Çaresizdi...
***
Her hafta farklı birahanelere giderdi. Gittiği yerlerde tanınmamalıydı. Çünkü çıktığı her birahanede bir düşman kazanıyordu. Bir göz aşinalığı bile sonu olabilirdi. Çaresizdi...
***
O gün, hiç gitmediği, 8. cadde'deki birahaneye gitti. Birasını aldıktan sonra gözleriyle kendine sessiz bir köşe buldu ve oraya oturdu. Gürültünün hayli fazla olduğu bu ortamda, yeterince sessizdi.
Birasının bitmesini bekleyen gençten biri, bizimkinin (nereden bizimki oluyor bu herif, onu da anlamış değilim) yeni bira istemek için elini kaldırmasıyla yanına sokuleverdi. Sol elindeki birayı adama uzattı.
-Merhaba ahbap! Seni buralarda ilk defa görüyorum. Birilerinden kaçıyor olmalısın.
Adam başını kaldırmadan ağır bir eda ile yanıtladı:
-Ölümden kaçıyorum. Beni bu hayata bağlayan hiçbir şey olmamasına rağmen, ölümden kaçıyorum.
Genç, fazlaca bilgin olduğunu zanneder bir tavırla:
-Sizler için ölüm, güzel bir kurtuluş kapısı değil midir?
Adam kafasını kaldırdı ve gözleriyle adamın gözlerini bombaladıktan sonra:
-Henüz değil evlat!
-Nasıl yani?
Adam sol elinin tersiyle ağzını sildikten sonra anlatmaya başladı:
-Eğer şimdi ölürsem, kaybedeceğim. Şeytana zafer çığlıkları attırıp, Tanrı'yı utandıracağım. Bunu yapamam. Unutma evlat, Tanrı evreni yaratırken en çok insanoğluna güveniyordu.
-Ama insanoğlu...
-Evet, insanoğlu her şeyi berbat etti. Kötülüğe yenik düştü. Cennete başı dik şekilde girme fırsatını, haz peşinde koşarken kaybetti.
Genç adam, şaşırmış görünüyordu:
-İsa aşkına... en son ne zaman kiliseye gittin sen?!
Adam, ifadesini bozmadan ayağa kalktı:
-Unutma, şeytan her kılıkta. Koru kendini.
Birkaç adım attıktan sonra arkasını döndü ve ufak bir tebessümle:
-Bira için sağ ol!
***
Adam birahaneden ayrıldı ve şeytanla olan savaşına devam etti.
Şeytan zırhını geçirmiş bekliyordu ve her an karşısına çıkabilirdi.
Çünkü, bu savaşta ateşkes yoktu!
bd.
2012.
21 Ağustos 2012 Salı
bu güruh topraklar
Karalıyorum;
ve elimde bundan başka hiçbir şey kalmadı.
ve elimde bundan başka hiçbir şey kalmadı.
Karanlığın hüküm sürdüğü topraklara atıldım
ve şimdi
daha iyi anlıyorum güneşin hakikatini.
Kelimeler yaşatıyor bu güruh topraklarda
cansız bedenimi.
Kelimeler çok güçlü bu güruh topraklarda:
Bir kelime aşık edip,
aynı kelime nefret ettirebiliyor insanı bir başkasına;
bir kelime hayata bağlayıp,
aynı kelime defalarca öldürebiliyor insanı kanlı yatağında.
Yaşanan her dakika, iyice yontulmuş
her saniyesine, kimsesizlik alıştırılmış.
Ve her bedene, yalnızlık aşılanmış
aşk paramparça edilmiş bu güruh topraklarda.
Aşk yok, kaybetmek yok;
kaybetmek yok, yaşamak yok;
yaşamak yok
fakat ölüm var bu güruh topraklarda.
Önce ölür, sonra bedeninin çürümesini beklersin
ve beklemek zaman alır bu güruh topraklarda.
Kefen siyahtır.
Kurtuluş uzaklardadır.
Yıldızlar bile çekip gitmiştir.
'Sevmiyorum'lar her dile çevrilmiştir bu güruh topraklarda.
Herkes kendini kaybetmiştir
ve tekrar bulmaları için benliklerini
bir aynadan fazlasına ihtiyaç vardır bu güruh topraklar-
da.
bd.
21.sıfırsekiz.2012
ve şimdi
daha iyi anlıyorum güneşin hakikatini.
Kelimeler yaşatıyor bu güruh topraklarda
cansız bedenimi.
Kelimeler çok güçlü bu güruh topraklarda:
Bir kelime aşık edip,
aynı kelime nefret ettirebiliyor insanı bir başkasına;
bir kelime hayata bağlayıp,
aynı kelime defalarca öldürebiliyor insanı kanlı yatağında.
Yaşanan her dakika, iyice yontulmuş
her saniyesine, kimsesizlik alıştırılmış.
Ve her bedene, yalnızlık aşılanmış
aşk paramparça edilmiş bu güruh topraklarda.
Aşk yok, kaybetmek yok;
kaybetmek yok, yaşamak yok;
yaşamak yok
fakat ölüm var bu güruh topraklarda.
Önce ölür, sonra bedeninin çürümesini beklersin
ve beklemek zaman alır bu güruh topraklarda.
Kefen siyahtır.
Kurtuluş uzaklardadır.
Yıldızlar bile çekip gitmiştir.
'Sevmiyorum'lar her dile çevrilmiştir bu güruh topraklarda.
Herkes kendini kaybetmiştir
ve tekrar bulmaları için benliklerini
bir aynadan fazlasına ihtiyaç vardır bu güruh topraklar-
da.
bd.
21.sıfırsekiz.2012
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)