Dün evimde tadilata başladılar ve anneanneme taşınmak zorunda kaldık bir süreliğine. Anneannem ve dedem tatile gittiler ve hava o kadar sıcak ki uyuyamıyorum. Sabaha karşı 7 civarı annemin yaptığı yatağıma girdim ve 9'a kadar uyuyamadım. Evet dokuzda uyudum ama bölük pörçüktü ve öğle 1 de kalktım. Aman Allah'ım zaten sıcak ve oruçluyuz. İlk defa orucumu bozmayı düşündüm.
Bütün gün inci-oyun-twitter arasında geçti kısacası güzeldi yani. Akşam teyzemlere iftara gittik. Ooo yemekler çok çok güzel. Gene akşam oldu, anneannemlere geldik. Hava sıcak, ben uyuyamıyorum, hastayım, delireceğim...
Gece 2 oldu saat. Önceki gecenin uykusuzluğu var ama uyuyamıyorum, sıcak... Yattım, gözlerimi balkonun parmaklıklarına diktim. Rüzgar öyle hafif esti ki sadece tül sallanıverdi. O an aklıma sevmek istediğim kadın geldi. Sevmek istediğim diyorum çünkü o kadar çirkinim ki sevmeye hakkım olmadığı düşünüyorum. O an, o sıcak hava o kadar soğudu ki yastığıma sarıldım. Yetmedi içime sindim. Soğuktu ulan işte uyuyamıyordum. Düşündükçe onu ne kadar çirkin olduğum geldi aklıma. Hayalin en güzel yerinde kafana bir şey dank eder de her şey silinir ya o hayale dair. O oldu o gece işte. O gece o parmaklıkta ne kadar yalnız olduğumu gördüm.
Merhaba ben Emre. Tam 18 yaşındayım. Kendime göre bir ailem ve çok sevdiğim kitaplarım var. Söylemem gerekirse o kadar çirkinim ki değil bir kız, gönlünde sonsuz merhamet yatan bir insan bile benimle konuşmuyor ve ben kendimi aşka inanmıyorum diye kandırıyormuşum.
Kısacası veya belkide
Ben, haritada deniz görmüş, boğulmuşum...
Ben, dokuz köyün sahibi, dokuz köyden kovulmuşum...
Merhaba ben Emre. Tam 18 yaşındayım. Kendime göre bir ailem ve çok sevdiğim kitaplarım var. Söylemem gerekirse o kadar çirkinim ki değil bir kız, gönlünde sonsuz merhamet yatan bir insan bile benimle konuşmuyor ve ben kendimi aşka inanmıyorum diye kandırıyormuşum.
Kısacası veya belkide
Ben, haritada deniz görmüş, boğulmuşum...
Ben, dokuz köyün sahibi, dokuz köyden kovulmuşum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder