oturma odası.

6 Temmuz 2012 Cuma

Yayın başlığı yok'tur.

Belgisiz bir ütopyanın en yağmurlu köşesi burası. İnsan ruhuna kadar ıslanabiliyor dışarı adımını atınca. Cam da oluşan damlacıklardan, parmak uçlarınızla harfler yapabiliyorsunuz. Her şey tek kişilik burada. Odam; yalnızlığıma göre dizayn edilmiş. Bunun yanında her yere sessizlik hakim. Yo hayır üzgün değilim, belki biraz beni yalnız bırakanlara kırgın olabilirim. Fazlası değil.

Aslında buraya bir aşk yazabilirdim diye düşündüm. Ama var olan tüm aşkları, tüketmiş; kağıtlara, kalemlere sığdıramamış sonra da sıradanlaştırmıştım. Belki de bu yüzden yalnız kalmıştım.

Fakat; bu umrumda değildi. Ya da ben öyle algılamak istiyordum, bilemiyorum.

İnsan burada günden güne sıkılıyor. Önce her şeyin size şirin gözüktüğünü söyleyebilirim. Çünkü ilk geldiğinizde beyaz kıyafetli insanlar size gülümseyip ne kadar da güzel bi yer olduğundan ve mutlu olacağınızdan bahsediyorlar.

Sonra da sizi bir odaya koyuyorlar ve çıkartmıyorlar. Ve asık suratlı oluyorlar.
Hatta içlerinden bir kaçının hakkımda "Deli yazar" dediğini duydum. Biri de ötekinin kulağına fısıldıyor " Kitapları kaç milyon sattı zamanında, sonra eskisi gibi olmadı, işleri iyi gitmedi. Yalnızlıktan delirdi zaar"
Nereden çıkarıyorlar bunu, önce beni buradan çıkarsınlar.

Ne diyordum. İnsan dışarı çıkınca ruhuna kadar ıslanıyor. Bir kere çıktım ben. Islandım da. Belgisiz bi' ütopya burası. Her şey tek kişilik. Bide beyaz giymiş herifler olmasa, canıma minnet aslında.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder