oturma odası.

30 Mart 2013 Cumartesi

bir ölünün not defteri. 8.

*şiirin son demlerine dair

Cemal Süreya, öldü. Edip Cansever, öldü. Ece Ayhan, öldü. Turgut Uyar, öldü. Atilla İlhan, öldü. İlhan Berk, öldü.

Şair öldü ve boynu bükük kaldı şiir. Şair öldü, bokunu çıkardılar şiirin. Şair öldü, maviyi kirlettiler. Şair öldü, geceyi kana buladılar. Şair öldü, şiirin anasını sattılar. Anasını sattılar ulan, sattılar. Şiiri ticarete dönüştürdüler. Şiirden para kazandılar. Şiiri orospu ettiler. Bir gece okuyup ertesi sabah, yastığın altında bırakıp gittiler şiiri.

Şair öldü. Şiirin ise son demleri.


*jüpiter'e dair


Jüpiter; güneş sisteminin obez gezegeni. Bir diyetisyene ihtiyacı var.



*gece ile gündüzün ilişkisine dair

Gündüz ile gecenin birleştiği karanlık
-güneşin bulutlarla seviştiği o muhteşem kızıllık-
Gece ile gündüzün ayrıldığı aydınlık
-güneşin bulutlara merhaba dediği o muhteşem sarılık-


*sevilen kişiyle olan yakınlığa dair

Sevdiğin bir kişi hakkında ne kadar az şey bilirsen, o kadar berrak ve kocaman kalır sevgin.

*aşk ve karınca yuvalarına dair

Aşk diyorsunuz ya, orada iki saniye durun bayım.
Aşk, kapanmasına ramak kalmış karınca yuvasında saklı.
Ulaşmak içinse, -en az- karıncalar kadar çalışmak gerekli bayım.


*bir kısa hikâye

Sever gibi yaptı, sevmedi. Gider gibi yaptı, gitti.
İşte bu kadar kısaydı benim hikâyem.


mutlu ölümler!


30.mart.2013

25 Mart 2013 Pazartesi

neclalı şiyirler. 6.


hiçbir necla'nın kalbi kırılmamalıdır
...
Karanfil kokan ruhumun en geniş açılı köşesinde
Yalnız ve yoksun sokaklarda
Bulutların koynunda

Ağaoğlunun sıçtığı gökdelenlerin gölgesinde
Kuşların banklarda sohbet ettiği bir vakitte
Uzaklardan, çok uzaklardan
Ölümün bile beni bulamayacağı kadar uzaklardan
Seni seviyor olacağım

Hâlâ

Seni seviyor olacağım

Ve aynı zamanda
Yanımda zerdüşt'le çekirdek çitliyor
Nietzsche'yle pembe dizi izliyor olacağım


"Neclalar giremez!" diye yazdıracağım
Cehennemin kapısına büyük büyük puntolarla
"Yeryüzündeki hiçbir Necla'ya bulaşmak yok!" diye
İblisle kavgalar edeceğim

Cehennemden sana posta posta mektuplar göndereceğim


Ben, Necla, biliyorsun işte
Seni h
âlâ seviyor olacağım!


bd.
17.mart.2013

16 Mart 2013 Cumartesi

neclalı şiyirler. 5.

I.
bir kadın sevmiştim
yağmurlu bir ilkbahar sabahıydı
ağaçların çiçek açan taze dalları
esen hafif rüzgârla savrulurdu
turuncuya çalan bir meteordu güneş
364 gün birden
o günü kıskanmıştı
perşembeydi
ölmek için çok yanlış bir zamandı!

II.
bir kadın sevmiştim
usulüne uygun şekilde, uzaklardan

III.
bir kadın sevmiştim
yağmurlu bir ilkbahar sabahıydı
yağmur değil şiirler ıslatırdı bizi
martılar güvercinlerle sevişirdi
işte o sabah
bir kadın sevmiştim
inkar edemem
çok sevmiştim
vazgeçemem
çok sevmiştim
çünkü aşık olmak için ortam çok müsaitti!
çünkü her gördüğüm Necla'ydı sanki!


bd.
onaltı.sıfırüç.2013

4 Mart 2013 Pazartesi

;


göz kapakların;
dünyaya açılan kapılarım.

avuçların; kocaman ülkeler,
parmaklarım; turist.

benim fincanım; dudakların,
ellerim; kalbine yolcu.

kirpiklerin yapraklar olur da;
yaslandığım kucağın; ağaç gölgesi.

sesin; deniz kıyısı.
ve sahilinden toplarım sözcükleri.

damarların; yollarım
üstünde gezen gözlerim; kaybolmuş yabancı.

kokun; bana rakı.
ben; mezesi.
                                                                                    cansusena   4/mart/13 

2 Mart 2013 Cumartesi

neclalı şiyirler. 4.

adam
kadın
ve
çay kaşığı

Günlerden bir gün oturmuşlar bir çay bahçesinde
35'inde bir adam ve gözleri yeşil bir kadın
Adam, hayli ağırbaşlı ve sakin
Kadın, yeni doğmuş bir bebek gibi heyecanlı ve kıpır kıpır

Adam, hayli sessiz ve düşünceli
Kadın, dedikoducu mahalle karıları gibi çenesi düşük ve ısrarcı

Evlenmeyi düşünüyorlarmış
Öyle diyor çay kaşığım
Evleneceklermiş evlenmesine de
Adamın ne işi varmış ne gücü
Öyle diyor çay kaşığım

Adam demiş ki kadına:
İyi güzel ama
Nasıl mutlu ederim ben seni
Nasıl gülümsetirim
Nasıl rahat ettiririm
Kadın demiş ki adama:
Sen benim kadar sev beni, gerisini ben hallederim
Kadın 'ben hallederim' demiş demesine fakat
Kadının hali adamdan betermiş
Öyle diyor çay kaşığım
Adam da anlayamamış durumu
Kadın açıklamış:
Bak, demiş, iyi dinle beni, demiş
Tanrı ile aram iyi, demiş
Kuşların nesli hâlâ tükenmedi, demiş
Mavi hâlâ gökkuşağını terk etmedi, demiş
Ve sen, demiş
Sen de terk etmedin
Üstelik beni sevdin
Üzerimizden kuşlar geçerken bunu söyledin
Ve tüm bunlar biraradayken
Gülümsemek, mutlu olmak için
Başka hiçbir şeye ve hiçkimseye ihtiyaç yok, demiş
Adam susmuş
Sarılmış kadınına
Omzundan öpmüş onu
Birini omzundan öpmek, büyülerin en ihtişamlısıymış
Öyle diyor çay kaşığım
Kadının adı ne miymiş
Neclaymış
Necla mıymış
Neclaymış, hah, ne tesadüfmüş
Öyle diyor çay kaşığım
Ben çay kaşığımın yalancısıyım


bd.
0iki.0üç.2013

24 Şubat 2013 Pazar

neclalı şiyirler. 3.

biliyorum
gökyüzü yeterince kalabalık
yeryüzü yeterince aşağılık
biliyorum
hiçbir yere ait değilim ve
hiçbir yer de bana ait değil

biliyorum on iki saatte bir
aç karnına
bir duble şiir

biliyorum, iyi ezberledim
yokmuşum ve yokmuşsun gibi devran
biliyorum her elveda yarım kalır
biliyorum dağlar yelsiz kalmaz ve zamanla alışırım
biliyorum necla, biliyorum. lütfen sus artık



bd.
24.02.ikibinon3

23 Şubat 2013 Cumartesi

Tanrı; hiç ağlar mı?


insanlar nasıl ölüyor sanıyorsun sen?
tanrının ağladığı damlalarda boğulurlar.
neden ağlar ki koskoca tanrı?
tanrı olduğu için dedim.
öylece evrenin tepesine oturup;
her şeye  uzaktan hükmedip;
sayılamayacak güce sahip olmasına rağmen,
insanlara mutluluğu veremediği için ağlar.
yani diyorsun ki. tanrı ağladığı sürece ölür insanlar.
hayır dedim,
mutlu olamadıkları sürece ölür insanlar.
tanrı bizi yaratırken fazla nefret, kin, kibir koymuş kalplerimize.
ve sonra bununla savaşabilmemiz için demiş ki;
irade sahibisiniz ey insanlar.
“iyi” olmaya çabalarken hepimiz;
mutluluğu unutmuşuz.
tanrının yalnız kalmaması için yarattığı oyuncaklardık; biz.
dünya ise onun için; küçücük bir oyuncak evdi.
o; bizi izleyip, eğlenecekti.
ama sonra ne olmuş tahmin et?
ne olmuş? sıkılmış mı oyuncaklarından tanrı.
hayır dedim.
tanrı. oyuncaklarını sevmeye başlamış.
çok sevmiş hemde.
sonrasında da böyle ağlar olmuş.
o ağladıkça ölmüş insanlar.
ve insanlar öldükçe;
daha çok ağlamış tanrı.
                                                             cansusena 23/2/13

16 Şubat 2013 Cumartesi

bir ölünün not defteri. 7.

bu cümlelere kalbinde yer veren insanlara

*yalnızlık üzerine -yine ve yine-


Yalnızlığı anlatmaya çalıştık. Kendimizce afili tanımlamalar yaptık. Her şiirde yalnızlığı gördük, her romanda masum karakterin yalnızlığını okuduk.
Oysa yalnızlık, her şeyin toplamıydı. Oysa yalnızlığa her şeyin toplamıydı derken bile, yalnızlığı bir kalıba sığdırmaya çalıştık. Ve en büyük hatayı da, yalnızlığı aşk'a mâl etmekle yaptık.

*aşk'ın şiirlerle olan ilişkisi üzerine -yine ve yine-

Aşk'ın yaşaması için gerekli hava şartları
Sadece
Şiirlerde vardır!

*çiçekleri kıskanan kelebekler üzerine

Hayata gözlerini yeni açmış bir bebek
Güzelliğindeki o masum çiçeği
Anlatamam burada
Kabul etmez kelebekler!

*güzel birkaç adam üzerine 

Bir gece ansızın "Ben de yazacağım ulan! Şu kahpe dünyanın kalbine bir mızrak da ben sallayacağım!" diye celalleniverdim.

Sonra murat menteş diye bir herifin dublörlü mublörlü bi romanını okudum, yazmaktan vazgeçtim! Bu şokun üzerine yetmezmiş gibi ah muhsin ünlü diye ismi tuhaf (ki öğrendim ki, gerçek ismi onur ünlü imiş) bir herifin alen.. alen neydi lan.. heh, alengirli şiir diye bir şiirini okudum, şiirden vazgeçtim!

Şu an anladım ki böyle adamlar yazıyorken, benim yazmam caiz değilmiş abiler. Allah günah yazarmış.

Son zamanlarda da franz kafka diye bir gençten söz ediyorlar. Hayır, onu asla okumayacağım, yaşamaktan da vazgeçmek istemiyorum!

*bok üzerine

Teorik olarak yemek yemek bizim için ne kadar önemliyse, sıçmak da o kadar önemli.
İnsan su içmeden yaşayamazsa, sıçmadan da yaşayamaz.
Fakat yemek yerken gösterdiğimiz özeni, (amına koyim) (maalesef) sıçarken göstermiyoruz.
Yemek duası var mesela.
Kaçınız sıçarken dua ediyor?

*ölüm üzerine

Ölüler hayal kuramıyormuş, öyle dediler.
Ben de bu yüzden bir süre daha yaşamaya karar verdim.



bd.
onaltı.sıfır2.ikibinon3


8 Şubat 2013 Cuma

neclalı şiyirler. 2.

bu kadar kalabalık değildi şehir
bu kadar gri değildi gökyüzü
ağaçlar bu kadar yalnız ve kahverengi
sessizlikler bu kadar ölümcül değildi
bu kadar çekilmez bir adam da değildim
sen gelmeden önce

sen geldin
ve
hayallerimin yünlü battaniyesini üzerine örttün
şimdi ben üşüyorum
oysa Necla
hayallerim ikimize de yeterdi
oysa Necla
battaniyem çift kişilikti


bd.
sıfır8.sıfır2.2013

7 Şubat 2013 Perşembe

ruh yoksulluğu

saat gecenin en ölü zamanlarıdır
tanju okan çalıyordur radyoda
bir tek sen dinliyorsundur o an radyoyu
karanlıkta kendini arıyorsundur mahçup mahçup
sonra çişin geliyordur
içkiyi biraz fazla kaçırmışsındır
klozeti bulmak başarılı bir nokta atışıdır senin için
masallara inanmazsındır
fakat sen de beyaz atlı prens olmak istemişsindir
ve bilirsin ki mezarlıklar süper kahramanlarla doludur

saat gecenin en ölü zamanlarıdır
tanju okan çalıyordur radyoda
en son sevgilin terk ettiğinde sığınmışsındır tanju okan'a
en son sevgilin terk ettiğinde içmişsindir bu kadar
en son sevgilin terk ettiğinde rezil olmuşsundur annene ve rüsva
gözkapakların irisi işgal etmeden önce
ufak bir not bırakmışsındır gezegene

mutsuzluğun farkına varmak da insanı mutlu eder,
diye

ve biteviye ıstırap cümbüşü

bd.
sıfır7.sıfır2.2013