oturma odası.

13 Ekim 2013 Pazar

mülayim karıncalar ve çiğköfteci ömer usta'nın zürafaları.

kendinden bile nefret eden bir insan
kimseyi sevemez bu hayatta!
çünkü ona göre
herkes kusurludur
her karakter defoludur
çünkü ona göre
kıçını klozete oturtan her beden
bir şeyleri kazanmak arzusuyla doludur!


kendinden bile nefret eden bir insan
aşk'a kuşkulu gözlerle bakar hep
çoğu zaman korkar sevmekten
her ay başında yıkar yastık kılıflarını
dolapları, çekmeceleri, dünyanın en ücra köşelerini
bile naftalinler
çünkü ona göre
her yer ümraniye çöplüğüdür
herkes suçludur
ve deliller apaçık ortadadır
mahkemelere gerek yoktur
nihai karar çoktan verilmiştir:
her insan nefes aldığı müddetçe
yaşamayacaktır!
ve sevgiye lüzum yoktur


kendinden bile nefret eden bir insan
şimdiye kadar bir çiçek dahi koklamamıştır!
ona göre mesafeler yoktur
aylık akbil vardır
iki kere iki her zaman dörttür
hayal kurmak,
ancak çocukların oynayabildiği
bir oyundur
ve bir karınca
asla
bir zürafaya aşık olmamalıdır!


kendinden bile nefret eden bir insan
kurmamıştır hayatında kısacık bir devrik cümle!
çünkü ona göre
yüklem her zaman cümlenin sonunda olmalıdır
ve ölmek, basit yapılı bir yüklemdir!
leyleklerin ömrü ortalama yetmiş yıldır
ama leylekler bile
on beşinden sonra göç etmekten sıkılır


kendinden bile nefret eden bir insan
nabzının attığı kadar tanır seni!
ve hayatında okumamıştır hiç edip cansever'i


kendinden bile nefret eden bir insan
...
ya gidip ülkesinde politikacı olmuştur
ya da şeytanın yanında hizmetçi!



bd.
ikibinonüç.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder