oturma odası.

29 Mayıs 2013 Çarşamba

aslında yoklar'mış

şimdi yanmış kalplerimize merhemler süreriz. yalnızca yalnız. 
sessiz kalabilen her damarımız, kırmızı bir gün batımından bulutlardan kanar.
ve ruh çığlıkları, boş konaklar da dolanmaktansa tam içimizden bağırır, serbestliği için. 
biz yıkık döküklüğün çocuklarıyız ve karnımızı sabah sigaralarıyla doyururuz. 
biz ölmeyi iyi biliriz, duygularımızın uçlarında. 
biz acıyı severiz, severiz ki mutluluk öyle elini kolunu sallayarak gelmez.


biz günlük tutmak isteyip de günlük tutamayan insanlarız, bu yüzdendir ki hayata 1-0 yenik başlar ve koşarız. 
kuş kadar özgür ve kuş kadar kafes içiyiz'dir biz. 
biz hastayızdır ama iyileşiriz. iyileşiyoruz'dur da.
nice dokunuşlar unutur bedenlerimiz ve sevdiğimiz elleri sahipleniriz. 
öpmek bizim için dünyayı baş aşağı ve herkesi alaşağı etmektir.
biz gözümüzle görmez, kulağımızla duymaz, tüm duyularımızı kalbimize yükler öyle yola çıkarız.

biz herkesiz ve en çokta hiç kimseyiz aslında. varlığımızın somut kanıtı masada ki kül tablası ve 
bir kaç kağıt parçası işte.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder