oturma odası.

17 Ocak 2014 Cuma

müfit abazan'ın hikayeleri. 3!

birinci bölüm için: http://ikilahmacunbirsiir.blogspot.com/2013/04/mufit-abazann-hikayeleri-1.html

ikinci bölüm için: http://ikilahmacunbirsiir.blogspot.com/2013/05/mufit-abazann-hikayeleri-2.html


* * * 



"Uyanmak başlı başına bir komedidir."

* * *

"Müfit, haydi uyan artık! Müfiiiiğğiit! Kime diyorum oğlum! Haydi. Kalk."

Otuz altı yıl sonra:
"Müfit! Geç kalacaksın bak."

Dördüncü dünya savaşının sonlarına doğru:
"Müfit, bir daha söylemeyeceğim. Bak oklavayla döverim seni. Tamam mı, evladım?"

Dokuz asır önce:
"Uyansana be gevurun tohumu! Uyan be uyan, kancığın doğurttuğu!"

Ve uyandım. Başarılı bir şekilde. Ellerimle gözlerimi avuştururken pencereyi açtım, derin bir nefes aldım, bulutlara selam verdim, anneme iletmek üzre bulutlardan güzel temenni cümleleri aldım, o cümleleri ceplerime doldurdum, soğuktan titredim ve işemeye gittim. Ki ben zaten bir necla'dan vazgeçemiyorum bir de işemekten. Acı veren bir haldeyim.

"Anne, günaydın! Bak şu senin bulut sana selam yolladı. Bir de şu karanfili tutuşturdu elime." dedim anneme vazonun içinde kalan son çiçeği de kaşla göz arasında alıverirken. Annem yine heyecanlandı. Yine tebessümlendi. Galiba annemle bizim bu bulut amcayı, tez vakte, baş göz edeceğim. Haydi hayırlısı.

Bu sinsice planlarımı temellendirirken kafamda odama döndüm. Pijama-önlük nöbet değişimini yapmak için. Önlüğümü giymeye çalışırken aynadan arkamda -sahiden- şaşılacak bir şey olduğunu gördüm. Şaşılacak bir şey olunca tabii, ben de kaçırmadım bu fırsatı: hayvanca şaşırdım. Ağzımdan belli belirsiz "annınısikim" gibi bir kelime dökülüverdi. Papa kılığına bürünmüş bir herif, bir dede, bir muhterem yatağımı topluyordu. İnanabiliyor musun Nurten Teyze? Kutsal ruh bizi korusun Nurten Teyze. Bu herif kimin nesiydi? Hayal miydi? Halüsinasyon muydu? Rüya mıydı? Delirmiş miydim, Nurten Teyze? Çarpılmış mıydım? Allah belamı mı vermişti? Bu nasıl bir imtihandı?


Olacak şey değil yahu. Papa kılığına girmiş bir amın düdüğü benim yatağımı topluyor. Ulan papa efendi, demezler mi adama, "gardaş sen kimsin yav?" Hiç kimse demese de en azından sırrı süreyya der be.  


Gelgelelim her şeye rağmen önlüğümü giymeye devam etmeliydim. Görevime sadık bir öğrenciydim. Hem belki ses etmezsem bakınır bakınır giderdi, zaten çalınacak bir şey de yoktu.

Ben bunları düşünürken "Günaydın, Müfit." dedi kendileri ihtiyatlı bir ses tonuyla.
"Pardon, kime bakmıştınız amcacığım?" deyiverdim. Biraz önce işememiş olsaydım şu an kesinlikle altıma işerdim diye düşündüm. Gevelemeye başladım:
"Danışma alt katta isterseniz orda bekleyin. Bir de şey.. elleriniz temiz değil mi? Bu konuda çok hassasımdır da. Bir de.. sakal sizi biraz yaşlı göstermiş. Bir de.. isminiz?"
Beni anladığını umarak söyledim bunları. Efendiliğimden taviz vermeden.
"Papa 8. Gregorius, ben. Haçlı seferi yapıyordum, bir çayınızı içeyim dedim."
"Diğer yedi papa da gelecek mi ona göre anneme söyleyeyim, fazla demlesin çayı?"
"Yok. Onlar yandı. Küllerini nehre attık."
"Niye yaktınız ayıp değil mi?"

Mavi önlüğümün içinde kendimi bok rengi palto giymiş dedektifler gibi hissediyordum. Şaşkınlığımı üzerimden atmıştım. Adamın karşısında dik durmaya, dediği dedik olmaya çalışıyordum. 

"Çünkü öldüler. Biz de onları yaktık ve küllerini tanrı’ya gönderdik."
"Affedersin papa ağbi ama ben tanrı olsam hepinizin amına koyarım."
Ve sessizlik. Bizim papa son söylediğime biraz alındı galiba. Gerçi ben de ne söylediğimi kafamda pek tartmadım ama sakalından utansın, trip atmasın bana.

"Neyse ölmüş papanın arkasından konuşmak olmaz şimdi. Sen anlat niye geldin buralara."
"Kaçtım be Müfit. Katolik halktan kaçtım. Sonra bir baktım buradayım."
"Niye kaçtın? Sevdiğin kız Ortodoks mu çıktı?"
Şu an bir pipom eksik. Not al bunu Nurten Teyze.
"En başından mı anlatayım?"

Saate baktım. 7 kırk iki. Ders 8 buçukta başladığına göre..
"Anlat be papalık!"

"Ya bir gün Vatikan’da oturuyoruz bizim çocuklarla. Canımız sıkıldı. İncil’e birkaç ayet falan ekledik işte. Sonra yine canımız sıkıldı. Bizim bir Honorius var, mahalleden, haçlı seferi yapalım dedi. Demez olaydı. Tanrı onun belasını versin. Kör kuyularda kaybolsun, kuşu bir daha ötmesin inşallah."
"Bela okuma sana döner." diye araya girdim.
"Tamam tamam.. Ben de işte Honorius’a kandım, topladım orduları. İngilizinden, Fransızına.. Almanından, Venediklisine.. Hepsine türlü türlü vaatlerde bulundum."
"Onların arası bozuk değil mi ya?"
"Bozuk be oğlum bozuk. Ben olmasam birbirlerini sikecekler."
"Eee sonra ne yaptınız? Çıktınız mı sefere?"
"Çıktık çıktık.. Çıkmaz olaydık. Benim hesaplarıma göre Kudüs’ü alıp geri gelecektik."
"Aldınız zaten Kudüs’ü. Problem ne?"
"Kudüs’ü aldık almasına ama bizim gavatlar kağıt, pusula, matbaa falan getirdiler yanlarında. Sonra bir baktık, millet İncil’i kendi diline çevirmeye başladı. Okur yazar oranı falan fıstık muhallebi derken bu piçler bizim kiliseyi sorgulamaya başladılar. Ulan siz kimsiniz? Bir matbaayı gördünüz diye kendinizi bir bok mu sandınız, kancıklar."
"Ağbi bağırma annem duyacak."
"Affedersin Müfit, sinirlerim bozuldu."
"Önemli değil ağbi. Şimdi, siz onlara baskı uygularken onlar size baskı uygulamaya başladı diye sen de kaçıp buralara mı geldin?"
"Evet. Aynen öyle oldu."
"Bak ağbi, ben  seni burada misafir edebilirim ama bir yere kadar. Sen diyorsan ki ben artık İstanbul’da yaşayacağım, git siyasete falan atıl. Orada tutar sizin bu işler. Ya da gel Müslüman ol. Gerçi bizde de Müslüman Müslüman'ın amına koyuyor ama sen yine de bir dene.



"
Müfiiiiit," diye yine inledi annem mutfaktan.

"Bak ağbi, dediğim gibi, düşün taşın, ona göre karar ver. Tanrı seni zalimlerin elinden korusun. Bir daha da öyle gavatlıklar yapma. Haydi Allah'a emanet ol."
"TAMAM ANNE GELİYORUUUM…"




batuhan durak.
on7.sıfır1.2014


bu hikayemsi şeydeki kişi ve kurumların gerçek kişi ve kurumlarla bir ilgisi yoktsdfghfdhgjgfhjk siktir ya.