oturma odası.

20 Temmuz 2013 Cumartesi

burnu yırtık papuçlar.

‘hiçbir çocukluk eskimez’ derdi tanımadığım bir bilge
‘sadece zaman aşımına uğrar’ diye de eklerdi


biz;
vakti zamanında çocuktuk

olur olmaz yerlerden sümüklerimiz çıkardı

işemek için tuvalete ihtiyaç duymazdık
hortumlardan fışkıran suyla ütopyaları aşardık
bir şeyin varlığından emin olmak için
ellerdik o şeyi
ve o şey, çoğu zaman bir kadının memesi olurdu


tost makinelerinin kızarttığı hayallerle
beslenirdik ilkokulda
üzerine tereyağı sürülmüş umutlarımız vardı
ve annelerimiz çok güzel çilek reçeli yaparlardı


akşam misafirliklerinde annelerimiz çay içerdi
bize portakal suyu düşerdi
türk kahvesi özel zamanlar içindi
yazılı olmayan kurallardı bunlar bizim mahallede
ve anasayadan üstün gelirdi


akşam ezanları bizim için günün bittiğini belirten
resmi bildirilerdi
taşlar duvar kenarlarına itelenirdi
ve bir anda bozulmuş olurdu kaleler
o güne dair ne kadar nefret varsa orada kalırdı
ceplerimize mutluluk doldururduk
göt cebimizde sevgi taşırdık
ve mutlaka azar işitirdik ana babamızdan
pataklanmışızdır da çoğu zaman
papuçlarımızın burnu yırtılmıştır çünkü


biz;
vakti zamanında çocuktuk


ve gülümseme en meşhur hareketlerimizdendi
yüzümüzden eksik etmezdik
muhafazakârlığın kalesinde
anarşist faaliyetlerde bulunurduk
girilmesi yasak bahçelere girerdik
ebe olana hoş olmayan şakalar yapardık
saklambaç oynarken


ve devlete ihanet ederdik
kiraz ağaçlarına dalarak


‘hiçbir çocukluk eskimez’ derdi tanımadığım bir bilge

‘sadece biraz fazla ciddileşiriz, o kadar’ diye de eklerdi




bd.
2013.
veletken.


4 yorum:

  1. Hiç beklemediğim bir kapanıştı açıkçası.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. birdirbir oynarken onu söylemeden atladıysan belki..

      Sil
  2. Àaa yoo seni en iyi ben anliyorum galibaa.. :)

    YanıtlaSil
  3. çok şey anımsattı. sağolasın!

    YanıtlaSil