oturma odası.

28 Temmuz 2013 Pazar

aşk'ın gençliğe hitabesi.

Ey kendini tüm maneviyatıyla aşk yoluna sürgün etmiş olan çaresiz can!

Birinci vazifen, sevgilinin istiklâlini, sevgi cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir!

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli şiire inanmaktır. Bu temel, senin, en kıymetli ikinci hazinendir; birincisi O’dur. İstikbalde dahi, seni şiir’den mahrum etmek isteyecek, dâhili ve hârici ansiklopediler ve test kitapları olacaktır. Bir gün, şiir’i ve aşk’ı müdafaa mecburiyetine düşersen, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, sınav haftasında ya da leyese’ye az kala bir vakitte tezahür edebilir. Aşk’a ve şiir’e kastedecek düşmanlar, bütün dünyada, hayallerin bile uğramadığı bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile masum yüreğinizin, bütün kalelerine girilmiş, bütün kütüphaneleri mühürlenmiş, bütün şiir kitapları yakılmış ve ütopyaların her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde, iktidara sahip olanlar,  şairleri kaleminden, sevgilileri birbirinden ayırarak, gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini ve müstevlilerin siyasi emellerini okumaktan daha mühim görebilirler. Düşleriniz, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey kendini tüm maneviyatıyla aşk yoluna sürgün eden çaresiz canların evladı!

İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; sevgi’yi ve sevgiliyi, şiir’i ve şair’i, aşk’ı ve o’nu kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, mürekkebindeki mavi kanda mevcuttur!


iki-bin-on-üç.

 -bd.

25 Temmuz 2013 Perşembe

bir kadın

Bir kadın sevebilir mi?
Bir erkek kadar bağlanabilir mi?
Bizim gibi sevip bizim gibi esirgeyebilir mi?
Bağlanabilir mi?
Kalabilir mi?
Tüm hayatını teslim edebilir mi?
Yapabilir mi?
Düşüncelerini sadece onun için, onun istediği gibi oldurmak için harcayabilir mi?
Bir kadın dokunabilir mi?
Hissedebilir mi?
Hissettiğini anlatabilir mi?
Bir kadın, takabilir mi güvercin gerdanlığını boynuna?
Gözlerini açtığında yanında görmek ister mi bir kadın?
Ama öncelikli olarak;
Bir kadın sevebilir mi?

Emre A? (fazla noktamız yoktu soru işaretiyle yetindim)

tarih: bundan yıllar yıllar önce olabilir mi?

25.07.2013

20 Temmuz 2013 Cumartesi

burnu yırtık papuçlar.

‘hiçbir çocukluk eskimez’ derdi tanımadığım bir bilge
‘sadece zaman aşımına uğrar’ diye de eklerdi


biz;
vakti zamanında çocuktuk

olur olmaz yerlerden sümüklerimiz çıkardı

işemek için tuvalete ihtiyaç duymazdık
hortumlardan fışkıran suyla ütopyaları aşardık
bir şeyin varlığından emin olmak için
ellerdik o şeyi
ve o şey, çoğu zaman bir kadının memesi olurdu


tost makinelerinin kızarttığı hayallerle
beslenirdik ilkokulda
üzerine tereyağı sürülmüş umutlarımız vardı
ve annelerimiz çok güzel çilek reçeli yaparlardı


akşam misafirliklerinde annelerimiz çay içerdi
bize portakal suyu düşerdi
türk kahvesi özel zamanlar içindi
yazılı olmayan kurallardı bunlar bizim mahallede
ve anasayadan üstün gelirdi


akşam ezanları bizim için günün bittiğini belirten
resmi bildirilerdi
taşlar duvar kenarlarına itelenirdi
ve bir anda bozulmuş olurdu kaleler
o güne dair ne kadar nefret varsa orada kalırdı
ceplerimize mutluluk doldururduk
göt cebimizde sevgi taşırdık
ve mutlaka azar işitirdik ana babamızdan
pataklanmışızdır da çoğu zaman
papuçlarımızın burnu yırtılmıştır çünkü


biz;
vakti zamanında çocuktuk


ve gülümseme en meşhur hareketlerimizdendi
yüzümüzden eksik etmezdik
muhafazakârlığın kalesinde
anarşist faaliyetlerde bulunurduk
girilmesi yasak bahçelere girerdik
ebe olana hoş olmayan şakalar yapardık
saklambaç oynarken


ve devlete ihanet ederdik
kiraz ağaçlarına dalarak


‘hiçbir çocukluk eskimez’ derdi tanımadığım bir bilge

‘sadece biraz fazla ciddileşiriz, o kadar’ diye de eklerdi




bd.
2013.
veletken.


15 Temmuz 2013 Pazartesi

son dize.

sonra, ne mi oldu?
elbette gittin
beni ve kepazeleşmiş hayallerimi terk edip
gittin!

sonra, mezarlıklar doldu taştı seninle
her ikindi namazına müteakip seni gömdüler
başka başka hikâyelere

sonra, kahve telveleri savaş açtı kaçak çaya
bu savaşın da tek kaybedeni çocuklar oldu
her zamanki gibi

sonra, saçma sapan bir filmde senden bahsettiler
'her kadın severken terk eder!'
gibilerinden yalanlar söylediler

sonra, buna inanan erkek ırkı taarruza geçti
tahmin edemeyeceğin kadar ölüm haberi duyduk
televizyonda ve sokaklarda
hatta
kendini peygamber zanneden birkaç dallama çıktı ortaya

sonra, sen geldin aklıma
çekip gittiğin gün geldi...
benim hayatımdaki yerinse
en fazla
bunun gibi berbat bir şiirin son dizesiydi!


bd.
iki-bin-on-üç.

6 Temmuz 2013 Cumartesi

yirmi-6


yirmi altı yerinden bıçaklanmış kalbi!
yirmi altı yerinden...
ve aynı zamanda havada uçuşuyor balyozlar

ve deplase olmakta antidepresanlar
ve sokaklarda dolaşıyor rencide köpekler

ah! rabbim! yıkılsa tüm kaleler
çıksa ortaya bütün pislikler
ama sen de haklısın.. yine de
iflâh olmaz bu devre ait orospu veletler


yirmi altı dakika sonra öldü
yirmi altı yerinden bıçaklanmış kadın!
etrafta hiçbir karınca yoktu
kadını alıp hastaneye götürecek
ve yirmi altı kişilermiş
öyle diyor polis, inansak mı bilmem
ve yirmi altısı da dışarda
kim bilir hangi meyhanede
kim bilir hangi masumun gırtlağında!


ah! rabbim!
insanlar konusunda hâlâ ısrarcı mısın?
kopar kıyameti!
yirmi altı saniyeden evvel gebersin bu piçler
sen de rahata er
şeytan da bayram etsin, boş ver
ah! rabbim!
insan ırkına bu kadar yaşamak yeter!


bd.
haziran.
iki-bin-on-3