oturma odası.

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Babam ve Kavgalarım

Bugün başkaldırının ilk günü. Bugün zafer marşımın ilk satırlarımın ağzımdan döküldüğü ilk zamanlar. Kavgaya girebileceğim, içimdeki cesaretimin keskin kokusunu ''nane şekeri'' gibi burnumda hissetiğim, soyut mükemmelliğimin içinde yumruklarımı sıkarak ellerime baktığım ve ''direneceğim'' dediğim bir zamandayım.

 Annemin ağlayan yüzünü gördükten sonra zaman, korkunç zamandır. Anneme sarıldığım zaman duygularım, içerden içeriye homurtular ve her şeyin üstüste gelip geride bırakılan seçenekler kadar kaygılı duygulardır.

Bir volkan gibi patlamak yetmezmiş gibi, o sesten ve dumandan korkmamış gibi, ağzımdan çıkan her sözcük bir lav gibi karşımdakini, dokunduğu heryeri tahrip eden ve gitgide dağın eteklerinden oraya dalga dalga gelen sözcükler beni değil karşımdakini eritip bitiriyordu.

Kısacası;
Babama son bir hışımla baktım. Söyleyeceklerim ağzımdan çıkmadı ama o, kalbimin gürül gürül atışından ''Sanma bu tekerlek kalır tümsekte'' dediğimi anlamış olacak ki on dakika önce çok açım demişken, yemek vakti geldiğinde ''ben yemeyeceğim'' dedi. Sadece ''s.ktir lan'' dedim.


Bir kurtlu peynir gibi, ortasından kestiğim;
Buyrun ve maktaından seyredin, işte evim!

Son olarak;
Ne aldımsa annemden, hayatı boyunca masum ve mazlum olan bu kadından aldığıma inanıyorum. Baba kolları ikinci planda...

13 Mayıs 2012 Pazar

Aşk Bana Yakışmadı...

Hayal ettim;
Saçlarımdan tutup gözlerime baktığını hayal ettim.
Gizlice gelip evine, kapının eşiğinden seni öptüğümü hayal ettim.
Yanıma gelip oturmanı, koluma sarılıp, gözyaşlarının gri hırkamı ıslattığını hayal ettim.
Kimsesiz odanda kış geceleri rüzgarın uğultusuna karışan sesimin, tenine dokunuşunu hayal ettim.
Hastayken, ayak ucuma oturup, yaşlı gözlerinle bana bakamadığını hayal ettim.
Bir yaprak olup, esen rüzgarlarla gitmeyi hayal ettim.
Uyuduğum zamanlarda bilerek açık bıraktığım çalışma masamın lambasını tebessüm ederek kapattığını hayal ettim.
Gideceksin...
Gökyüzünden habersiz, her şeyi bırakıp gideceksin...
Ben mermerine oturmuş, mezarınla sırdaş olmayı hayal ettim.
Toprağında bir taş olmuş, beklemeyi hayal ettim.

Bütün bunları hayal ederken ben, kendimi, dışarıdan üçüncü bir şahıs olarak izledim...
Ve dedim ki:

Aşk Bana Yakışmadı.

1 Mayıs 2012 Salı

İki Ters İstikamet

Hastalar... Onları beklerken hasta olanlar.
Uzunca dünya... bitişik ve çapraşık yollar.
Yollarda giderken hastalanmış deli ruhlar,
Koca yeryüzünde dolaşan korkunç insanlar.

Bir tatlı vehim, bir çığlık çığlığa yakarış...
İki ters istikamet; düğüm düğüm dolaşmış.
Bir görünmez boşluk; çırpındıkça dibe batış...
Bir vicdan sordum ki beni gördükçe sırıtmış!

İçerdeki sesler, dışardaki beyazlıklar...
Pencereden bakarken gördüğüm deli rüzgar,
Anlık beyazlıklar gören serseri ruhlar,
Veremli, sonu gelmez, çileli kıvranışlar.


                          Bizlerin istediği: ağlamaklı bakışlar,
                          Onların verdiği: hastalıklı yakarışlar!